KADER
KADER-1 (9 Haziran 1978)
Kadere îmanın diğer îman rükünlerine
inanmanın bir neticesi olduğunun misallerle
izahı,
Kaderin ilim, kudret ve irâde açısından her
şeyi Allah'a vermenin ifadesi olduğu,
'Kader' kelimesinin kökü ve anlamları,
'Kâinatta tesadüfe yer yoktur.' hakikati ve
her şeyin bir plân ve proje içinde cereyân
ettiğinin izâhı,
Kaderin inancının günahlara bir mazeret
olamayacağı,
'Sizi de yaptığınız şeyleri de yaratan Yüce
Allah'tır.' (Sâffât, 37/96) âyetinin izâhı,
İmâm Ebû Hanîfe Hazretleri'nin 'kader'
konusunu tartışmaktan uzak durması,
'Kader' ve 'insan iradesi' arasında hiçbir
uyumsuzluğun olmadığı,
Kader ilim nev'indendir. İlim ma'lûma
tâbidir. Ve 'İnsanların yapacakları fiilleri
Allah (cc) ilmiyle bilir.' meselesinin izahı
ve çarpıcı bir misal...
'Levh-i Mahfûz nedir?
İnsan irâdesi, yani cüz'î irâde nedir?
'Herkes nîçin yaratılışsa, yaratıldığı şey
istikâmetinde kolay bir hayat imkânı bulur.'
hadisinin izâhı,
KADER-2 (16 Haziran 1978)
'Kader'in ilm-i ilâhinin bir ünvânı olması,
Ehl-i Sünnet mezhebinin 'kader' anlayışı,
Mu'tezile ve Cebriye mezheplerinin yanlışına
düşürmemesi,
Ruhlar âleminde Allah Teâlâ'nın 'Elestü bi
Rabbiküm' suâline karşı beşerin 'Kâlû, belâ'
demesi,
'Rabbinin Âdem evlatlarından, misak aldığını
da düşünün: Rabbin onların bellerinden
zürriyetlerini almış ve onların kendileri
hakkında şahitliklerini isteyerek 'Ben sizin
Rabbiniz değil miyim?' buyurunca onlar da
'Elbette!' diye ikrâr etmişlerdir.' (A'raf,
7/172) âyetinin izâhı,
'Her doğan insanın İslam fıtratı üzerine
doğması, anne-babasının veya çevresinin onu
başka bir inanışa ittiği' hadisinin izâhı,
Allah Teâlâ'nın varlığına işâret eden bazı
delillerin kısaca izâhı,
'Her kim kendini bilirse, Rabbini de bilir'
kudsî sözünün izâhı,
'Şakî, annesinin karnında iken şakîdir. Saîd,
annesinin karnında saîd olandır.' hadisinin
yorumu,
Allah Resûlü'nün hadîs-i şerîfte anlattığı,
'Hz.Âdem ve Hz. Mûsâ arasındaki 'ihticâc'
meselesi,
Hayır ve şerrin Allah'tan olduğunun izâhı,
Cennetle müjdelenen Abdurrahmân ibn Avf'ın
yaşadığı ve kaderin mevcudiyetini gösteren
iki hadise,
Kazâ ve kaderin mertebeleri,
İnsanın arzuladığı şeyin neticesinin şer;
arzulamadığı şeyin neticesinin de hayır
olabileceğinin ispâtı,
HUTBE
Kâinatta insan irâdesini aşan bir takdirin
olduğu,
Kazâ ve kaderin Allah Teâlâ'nın takdîri
olduğu, insanın buna teslîmiyet
göstermesinin vazifesi olduğu,
Sahabi Efendilerimizden Ebû Cendel'in
teslimiyeti,
Hudeybiye'ye Kur'ân'ın 'Yakın bir Fetih'
demesi,
KADER-3 (23 Haziran 1978)
Kazâ ve kader mertebelerinin izâhı,
İlm-i ilâhî açısından kazâ ve kader,
Meşîet (Allah'ın dilemesi) açısından kazâ ve
kader,
'Şu kesindir ki Biz Zikir'den (Tevrat'tan)
sonra Zebur'da da: 'Dünyaya salih kullarım
varis olacaklar. Dünya onlara kalacak.' diye
yazmışızdır.' (Enbiyâ, 21/105) âyetinin
günümüze bakan yönüyle izâhı,
'Bir toplum kendinde olan durumu
değiştirmedikçe, hiç şüphe yok ki, Allah da
o toplumda olan hali değiştirmez.' (Ra'd,
13/11) âyetinin izâhı,
Allah Teâlâ'nın her şeyi kaydettiğinin âyet
ve hadislerle izâhı,
Gelecekte yapılacak bir iş için mutlaka
'inşâllah' (Allah dilerse) demenin
gerekliliği. Bu konuda Hz. Süleyman'ın (as)
hayatından ibretâmiz bir misal,
Meşîetin hayatın her sahasında cereyân
ettiğinin izâhı,
Meşîetin bazen ilâhî rahmet, bazen mağfiret,
bazen de azâb istikâmetinde tecellî etmesi,
'Allah Teâlâ'nın dilemesi olmasa hiçbir şer
tesir edemez.' hakikatinin Peygamber
Efendimiz'in (sav) hayât-ı seniyyelerinden
misallerle izahı,
Kâinatta meşîet-i ilâhînin esas olduğunun
izâhı,
Hz. Mûsâ (as) ve Hz. İsmâil'in (as) meşîet-i
ilâhiyeye teslîmiyetleri,
'Kalpler Allah Teâlâ'nın iki parmağı
arasındadır.' hadisinin izâhı,
Emr-i cebrî ve emr-i şer'î meselesi,
Yaratma açısından kazâ ve kader,
Allah Teâlâ fesâdı sevmez ve fesad
çıkaranları ağır imtihanlara tâbî tutar
meselesi,
Herşeyde meşîet-i ilâhinin esas olduğu;
küçük bir liyâkatın Allah Teâlâ'nın tevfîk
ve inâyetine vesile olduğu anlatılıyor.
KADER-4 (4 Ağustos 1978)
Kader açısından insana saadet ve huzuru
lütfeden Allah Teâlâ olduğu ve insanın
bunları elde etmek için sebeplere müracaat
etmesi gerektiği,
Allah Teâlâ'nın 'olmuş', 'olacak' her şeyi
bilmesi,
'Kitâbet', meşîet' ve 'fiillerin
yaratılması' meselelerinin hülâsası,
Kader açısından 'istihâre duası',
Allah Teâlâ'nın kötülüğü de, fuhşiyâtı da
lütfuyla geri çevirmesi,
Hz. Yusuf'un (as) Allah Teâlâ'nın lutfuyla
gördüğü bürhân,
Allah Teâlâ insana irâde, hayvanlara da
sevk-i ilâhi vermiş olması,
Karıncanın da, köpeğin de bir ümmet
olduklarının hadîs-i şerîfle izahı,
İnsanın hidâyete ermesi, tebliğ ve irşâd
vesilesi ile olması,
İnsan yakınlarının hidâyetini ne kadar arzu
ederse etsin, gerçekte hidâyeti yaratanın
Allah Teâlâ olduğu anlatılıyor.
HUTBE
Allah Teâlâ'nın her şeyin varlığını bir
sebebe bağlamış olması,
Hidâyet' ve 'dalâlet'in Allah Teâlâ'nın
dilemesi ile olması,
İnsan irâdesinin bir şart-ı âdi olması,
Allah'ın rızâsını ve cenneti kazanmanın yolu
her şeyin Allah Teâlâ yolunda verilmesinden
geçtiği anlatılıyor.
KADER–5
Cenâb-ı Hakk, bizim bu dünyada nasıl hareket
edeceğimizi, O'nun emirlerine uyup
uymayacağımızı bildiği halde bizi bu dünyada
imtihana tabi tutuyor. Bu mevzuyu aydınlatır
mısınız?
Kaza ve kader değişir mi?
'Allah'ın her şeyi ezelde bilmesi ve öylece
takdiri, kulun gelecekte irade ve ihtiyârını
dilediği gibi kullanarak işlerini yapmasına
engel değildir.' sözünü ve irade-i cüz'iyeyi
açıklar mısınız?
İnsanın dünyaya gönderilmesi cebrî midir, bu
durum insanın sorumluluğunu kaldırır mı?
İrâde-i külliye ve irâde-i cüziye nedir?
'Göklerin ve yerin hâkimiyeti Allah'ındır. O
dilediğini yaratır. Dilediğine kız evlat,
dilediğine erkek evlat verir, yahut kızlı
oğlanlı olarak her iki cinsten karma yapar.
Dilediğini de kısır bırakır. O her şeyi
mükemmel bilir, dilediği her şeye kadirdir.'
(Şûrâ 42/49 ) âyetinin izâhı?
Tabii âfet esnasında ölen binlerce insanın
eceli hepsine birden mi gelmiştir?
Bir insanın ölümü Allah tarafından önceden
bilindiğine göre birini öldüren kimse niçin
yaptığından dolayı sorumlu tutuluyor?
Allah Teâlâ bazı insanlara zenginlik,
bazılarına da fakirlik takdir etmiş, fakir
insanları sevmediği, zengin insanları
sevdiği için mi böyle bir takdirde
bulunmuştur?