MENÜ

 

 

Islam

Fıkıh

Yaratılış

Ahlak

Cihad

Cinler

Şeytan

Ruhlar

Kader

Ahlâk kavramını ve “Ben, ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.”Hadisini nasıl anlamalıyız?



Ahlâk; huy, tabiat, seciye, insanın manevî nitelikleri, tutum ve davranışları gibi manalara gelir.”

İnsan denilince akılda iki kavram birlikte canlanır: Beden ve ruh. Beden için “suret”, ruh için ise “sîret” tâbirleri kullanılır. Meseleyi yaratılış açısından ele aldığımızda, bedenin yaratılışına “halk”, ruhunkine ise, “hulk” tâbir edilir. Hüsn-ü hulk, yahut hüsn-ü sîret terkipleri insanın bu iç dünyasının güzelliğini ifade ederler.

Yaratılış itibariyle insanın sureti de güzeldir, sîreti de. Ne bedeninde noksan yahut fazla bir organ vardır, ne de ruhunda gereksiz bir sıfat, bir lâtife, bir his... Organları arasında tam bir uygunluk olduğu gibi, hissiyatı arasında da mükemmel bir âhenk mevcuttur. Öyle ise, güzel ahlâk yahut kötü ahlak derken neyi kastediyoruz? Bu soru ile beraber karşımıza insan ruhunun en belirgin bir özelliği olan “cüz’î irade” çıkıyor. İnsan kendi iradesini doğru yahut yanlış kullanmakla, iç âlemini ya daha da güzelleştirebiliyor, yahut büsbütün bozup mahvedebiliyor.

Dış güzelliğe özenmekte hemen herkes müşterek. Bunun ölçüsü de insandan insana pek fazla farklılık göstermiyor. Aynanın karşısına geçildiğinde, yüzün herhangi bir yerinde bir is, bir karartı varsa bunun güzelliği bozduğunu herkes biliyor. Ruh güzelliğinde, ruhu güzelleştirmede ise, bu hassasiyeti, bu görüş birliğini göremiyoruz. Niçin mi? Çünkü tercih edilen aynalar farklı.

“Ben, ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” hadisine gelince: Bilindiği gibi, her peygamber (a.s.) kendi ümmetine güzel ahlâk dersi vermiş, onları Allah’ın râzı olacağı ahlâk modeline göre yetiştirmeye çalışmıştı. Peygamberimiz (asm.) ise, bu güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildi. Yâni, Âdem aleyhisselam ile başlayan bir dersin, en mükemmel tarzını göstermek, en ileri seviyesini vermek için vazifelendirildi. Zira en büyük ilâhi ferman Ona (a.s.m.) nazil olmuştu.

Hadis-i şerifteki “tamamlama” kelimesi üzerinde dikkatle durmak gerekiyor. Bilindiği gibi yarım olan, eksik olan şey tamamlanır. Hiç varlığından söz edilmeyen bir şeyin tamamlanması da bahis konusu olmaz. O halde, ortada güzel ahlâkın bazı esasları mevcut, ama noksan demektir. Semavî dinlerin tesiriyle, birçok cemiyette yalan ayıplanır, zina yasaklanır, hırsızlık cezayı gerektirir, dedikodu hoş görülmez. Bütün bunlar İlâhî iradeye uygundur ve bütün bunlar Kur’an ahlâkından bazı şubelerdir. Ama bu kadarı kâfi değil. Kur’an-ı Kerim’deki bütün emir ve yasakları, bütün teşvik ve tehditleri birlikte nazara almamız ve güzel ahlâkın ancak bütün emirlere uyma ve bütün yasaklardan sakınma ile tahakkuk edebileceğini kabul etmemiz gerekiyor.

Şu âyet-i kerimeyi ibretle okuyalım: “Allah, şirki (kendisine ortak koşulmasını) elbette bağışlamaz. Ondan başka günahları, dilediği kimse için bağışlar.” (Nisâ Sûresi, 48)

Güzel ahlakın en önemli şubeleri iman ve tevhittir, Allah’a inanmak ve Onun birliğini kabul etmektir. Allah’ın hukukuna en büyük tecavüz şirktir, yani Allah’a ortak koşmaktır. Bu suçu işleyen bir insan, dünyada tövbe edip bu batıl yoldan dönmedikçe ahirette kesinlikle affedilmiyor. Bir başka ifadeyle, cennete kesinlikle giremiyor. Bu cinayeti işleyen bir insan artık, diğer insanlarla nasıl iyi geçinirse geçinsin, onlara ne kadar centilmence davranırsa davransın, kul hakkına riayette ne derece hassas olursa olsun güzelleşemiyor; Allah indinde güzel olamıyor ve güzellerin diyarı olan cennete adım atamıyor.

Burada çok önemli bir İslâmî kuralı birlikte hatırlayalım: “Allah için muhabbet ediniz. Allah için buğz ediniz.” Bu prensipten alacağımız dersle, biz de Allah’ın sevdiği kimseleri sevecek, ancak onlara “iyi”, “güzel”, “ahlâklı” diyebileceğiz...

Ona karşı en büyük ahlâksızlığı yapan kimseleri, hoşumuza giden bazı sıfatlarının hatırına, ahlâklı kabul etmeyeceğiz. O müspet sıfatların hakkını vereceğiz, ama, o kimselerin ahlâkının kemâle ermemiş olduğunu, “güzel ahlâkı tamamlamak” üzere gönderilen peygamberimizin (asm.) terbiyesi altına girmedikleri sürece, bunun mümkün de olamayacağını çok iyi bileceğiz...

Bütün müminlerin annesi Hz. Ayşe’ye (r.a.) sorarlar: Resûlullah’ın (asm.) ahlâkı nasıldı? Aldıkları cevap şu olur:
“Siz Kur’anı okumadınız mı? Resûlullah’ın (asm.) ahlâkı Kuran’dı.”

Bu ibretli sözlerle, Müslüman’ın hangi aynanın karşısına geçip, ruhuna çekidüzen vereceği, huylarını ayarlayacağı, sıfatlarını, kabiliyetlerini tanzim edeceği ortaya konulmuş oluyordu. Bu ayine Kuran’dı ve Cenâbı Hakk’ın kullarında görmek istediği ahlâk da Kur’an ahlâkıydı. Kur’an-ı Kerim’de bize bu ahlâkı ders veren birçok âyet mevcut.

“Allah muhsinleri sever.” âyetini okuyan bir mü’min, düşkünleri korumaya, açları doyurmaya, mânen gıdasız kalmışların imdadına ilim ve irfanla koşmaya çalışır.

“Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme. Çünkü sen asla arzı (yer küreyi) yaramazsın. Ve boyca da dağlara erişemezsin” fermanını okuyan ve “Allah mütekebbirleri sevmez.” âyetini dinleyen bir insan kibri bırakır, tevazua yapışır.

“Allah tevekkül edenleri sever.” âyetinden ders alan bir mü’min, şikâyeti, itirazı, hırsı bir yana atar. Sebeplere teşebbüs ettikten sonra, artık, “elbette, mutlaka, illâ” demez; “İnşallah, nasipse, hayırlısıyla” der. Kalbi kararsızlıktan ve endişeden kurtulur; rıza ve teslimiyetle dolar. Misâlleri çoğaltabiliriz

2/152: Öyle ise siz Beni anın ki, Ben de sizi anayım...
2/186: Ey Muhammed! Kullarım sana Beni sorarlarsa; Ben, hiç şüphesiz onlara yakınım, Bana dua ettikleri vakit dua edenin dileğine karşılık veririm...


Sevginin Kaynağı Cenâbı Allah; çok sevdiği kullarının dualarına, onların sevgi dolu yakarışlarına hemen cevap verir, dileklerini yerine getirir. Kemal (mükemmel bir olgunluk) mertebesine ulaşmış kulların ibadetleri ise, sevginin aşka dönüşmüş halidir. Bakara 2/165: " ... İman sahiplerinin Allah'a sevgisi, herşeyden daha fazla, herşeyden daha kuvvetlidir... " Yine Kur'ânı dinleyelim. Maide 5/54: " ... Allah yakında kendilerini sevdiği ve Kendisini seven... bir topluluk getirecektir..." Sevgi; insanların yaratılış nedeni ve Cenâbı Allah tarafından verilen en büyük güç ve kudret kaynağıdır. İbadet, Yaratan ile yaratılanın bir sevgi alışverişidir.

DOĞRU YOL ALLAH'A İBADETTİR

3/51: ... Allah'a kulluk edin, işte bu dosdoğru bir yoldur.
36/60-61: " Ey Ademoğlu! Şeytana kulluk etmeyin, o sizin için açık bir düşmandır. Bana ibadet edin, doğru yol budur. " demedim mi?


Allahü Teâlâ, doğuştan insanlara Rabbini bilme özelliği vermiş (Araf 7/172) ve Kur'ân ile de yasalarını bildirmiştir. Bütün bunlara rağmen şeytan, insanların zayıf tarafı olan nefislerini etkileyerek; para, mal, servet ve makamın esiri yapar. Bazı Dünya'lık yapmış insanlara da kulluk ettirir. Oysa insanlar; bu gibi Dünya nimetlerinin geçici olduğunu, gerçek mutluluk ve kurtuluşun iman ederek Cenâbı Allah'a teslim olmakla elde edildiği gerçeğini, nefsinin ve şeytanın yanıltmasıyla anlayamaz.

Şeytan, ihlâs ile iman etmiş gerçek inananlara hiçbir şey yapamaz. Mü'minler; Alemlerin Rabbi Allah'a tam bir teslimiyet ile iman eden, güvenen ve kulluk edenlerdir ki böylece de doğru yola ulaşır; kurtuluşa erişirler. İbâdetler, gösteriş ve ikiyüzlülükten uzak olmalıdır. Kur'ân Maûn Suresi ile bu gerçeği belirtmektedir: " Gördün mü o Din'i yalan sayanı? İşte odur ki yetimi iter-kakar. Yoksulu doyurmayı özendirmez.Vay haline o namaz kılanlara ki, namazlarında bilgisizlik içindedirler. İkiyüzlülüğe sapandır onlar. Ve onlar iyiliğe engel olanlardır. "

İBADETTEN UZAKLAŞANLAR

25/77: De ki: Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin?
40/40: Rabbiniz buyurdu ki: Bana ibadet ve dua edin ki, karşılığını vereyim. Bana ibadet etmekten yüz çevirenler, yarın aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir.


İnsanların yaratılış sebebi; Cenâbı Allah'ı bilmek, hoşnutluğunu ve sevgisini kazanmak için O'na tam bir teslimiyet ile ibadet etmeleri içindir. Bunu yerine getirmeyenlerin Allah'ın yanında hiçbir değerleri olmayacakları gibi, aşağılanmış bir halde Dünyada ki sınavlarını da kaybedeceklerdir

 

 

YAN MENÜ

 

 

iSlami Videolar

Resim Galerisi

Makaleler

Dini Sözler

Kandil Mesajları

Hz.Muhammed

Büyü FaL Kehanet

Fizik Ötesi Hayat

Aile

Kainat

                          

 

ChatSevgisi.Com - DİNİ SOHBET - DİNİSOHBET - SOHBET - iSLAMi SOHBET - iSLAMiSOHBET - DİNİ CHAT - İSLAMİ CHAT - DİNİ FORUM - DİNİ SOHBET ODALARI islami sohbet, dini sohbet, dini chat, dini  site, islami chat, islami site, islami sohbet odaları, islami sohpet, dini sohpet, islam sohbeti, islami sohbetler, chatsevgisi,ilahiler, hadisler, fıkıh, yaratılış, dini sözler, islami makaleler, islami videolar, islami resimler, chatsevgisi, dua sohbet,din ve islam hakkında tüm aradıklarınız.

 

HADİS BÖLÜMÜ

Resulullah (sav) şöyle buyurdular: "Allah, bir yumurta çalıp da eli kesilen, bir ip çalıp da eli kesilen hırsıza lanet etsin." A'meş der ki: "Buradaki yumurtadan maksadın demir topağı olduğu, bazı iplerin de üç ve daha fazla dirhem ettiği kanaatinde idiler."
 

sohbet sitemap ircde mircit turkchat seviyo mirclove mirc fikralar hikaye msnchatsohbet oyungame gameoyun sozler trkiz mircscriptler millet sevgiden chatsevgisi turkchatsohbet webchat mirc oyun mIRCLog film odevler mircturkish hikaye chat sohbet mircsohbetchat